"Sağlık Haberleri"


Bitlis Belediyesinden 'Sağlıklı Beslenme' Semineri



Bitlis Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen ve Toplum Destek Merkezi’nde düzenli olarak seminerler verilmektedir. Diyetisyen Gizem Urgan tarafından verildi.

Bitlis Belediye kurslarına katılan kadın kursiyerlerinde bulunduğu katılımcılara, "Beslenme Nedir, beslenme neden önemlidir, Obezite Nedir, beslenme önerileri, besin grupları nelerdir ( sebze ve meyveler, kırmızı et, yumurta, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri, posa, tahıllar, günlük öğünler),yanlış diyetler" konularında açıklayıcı bilgiler verildi.

Seminerde konuşan diyetisyen Gizem Urgan, "Tabağınızda çeşitliliğe özen gösterin. Beslenmenizde yağ tüketimini sınırlandırın. Beslenmenizde doymamış yağ içeriğini artırınız. Su tüketiminizi artırın. Posa tüketiminizi artırın. Düzenli egzersiz yapın. Fastfood tüketiminden kaçının. Tuz tüketiminden kaçının. İdeal vücut ağırlığınıza ulaşmaya gayret gösterin." şeklinde uyarılarda bulundu.





Kaynak: Bitlis Belediyesi


Bitlis Devlet Hastanesinde görevi başındaki psikiyatri uzmanı doktor Canan Uysal'ı darbederek burnunu kırdığı iddia edilen kişi gözaltına alındı.


Doktor Uysal, bir süre önce kendisinden prosedüre uygun olmayan rapor istediğini iddia ettiği Zafer G. hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Bunun üzerine bugün doktor Uysal'ın görev yaptığı Bitlis Devlet Hastanesine gelen Zafer G, o sırada hastalarını muayene eden Uysal'dan şikayetini geri almasını istedi.

Uysal'ın şikayetinden vazgeçmeyeceğini söylemesi üzerine çıkan kavgada doktorun burnu kırıldı.

Hastanenin güvenlik görevlilerince polis ekiplerine teslim edilen Zafer G, gözaltına alındı.

Uysal, yaptığı açıklamada, sağlık çalışanlarını bu hale getirmeye kimsenin hakkı olmadığını belirterek, "Poliklinikte işimin başındaydım. Bekleyen hastalarım da vardı. Bu kişi sıra almadan içeri girdi. Buna rağmen elimden geldiğince iyi davrandım ama yine beni bu hale getirdi." dedi.

Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterlik Koordinatörü doktor Gökhan Eyüpoğlu da sağlık çalışanlarına karşı şiddetin tüm dünyada görüldüğünü ifade etti.

Şiddet olaylarını en aza indirmek için gerekli önlemleri aldıklarını anlatan Eyüpoğlu, şöyle konuştu:

"Bugün maalesef üzücü bir olay yaşadık. Olay olur olmaz güvenlik görevlilerimiz zanlıya müdahalede bulundu. Biz de idare olarak doktorumuza yardımcı olmak amaçlı gerekli adli süreci başlattık. Olaya karışan zanlı gözaltına alındı. Hem hukuki sürecin takipçisi hem de doktorlarımızın yanında olacağız. Doktorumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."

Burnu kırılan Uysal'ın ameliyata alındığı öğrenildi.

Bitlis'te Toplum Sağlık Merkezinde görev yapan doktor ve sağlık görevlilerini tehdit eden kişi tutuklandı.


Valilikten yapılan açıklamada, E.U. isimli şüphelinin 30 Haziran'da Yükseliş Mahallesi'ndeki Toplum Sağlık Merkezinde doktor ve sağlık görevlilerini tehdit ettiği belirtildi.

Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucu şüphelinin yakalandığı ifade edilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"E.U'nun kullandığı aracın İstanbul'da çalıntı araç olarak arandığı tespit edilmiştir. Şüpheli E.U, adli işlemlerin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır. Güvenlik güçlerimiz, bölge halkının da desteğiyle huzur ve güvenliği sağlamak maksadıyla il genelinde suç ve suçlularla mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir."

 
Bitlis Devlet Hastanesinde görevli Kardiyoloji Uzmanı  Kenan Ateş, yaz aylarında özellikle kalp rahatsızlıkları olanların sıcak çarpmasına dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.
 

Sıcak ve bunaltıcı havalarda kalp hastalığı olan olmayan pek çok kişi, havanın kendisini bunalttığından, göğüs kafesine baskı yaptığından şikayet eder. Sağlıklı kişiler için bile çoğu zaman hastalık nedeni olabilen yaz sıcakları, özellikle kalp rahatsızlığı olanlarda şikayetleri tırmandırır.  Bitlis Devlet Hastanesinde görevli Kardiyoloji Uzmanı  Kenan Ateş, yaz aylarında kalp hastalarının sağlıklarına çok dikkat etmesi gerektiğini belirterek, kalbi koruyan önerilerde bulundu. Hava sıcaklıklarının artması, özellikle kalp hastaları açısından bazı riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Ateş, "Kalp krizleri mevsimsel olarak yazın artış gösteriyor. Bunun en önemli nedeni tuz ve elektrolit kaybı ile birlikte kanın pıhtılaşma oranının artması. Olası bir kalp krizini önlemek için özellikle kalp hastası olan kişilerin bol sıvı alarak güneşin zararlı etkilerinden korunmaları çok önemlidir. Aşırı sıcak ve nemli havanın özellikle kalp damar hastaları, hipertansiyon ve kalp yetersizliği olan hastalar için artmış bir risk meydana getirdiği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Vücut ısısını sabit tutan en önemli mekanizmalardan biri cildin kan dolaşımıdır. Cildi besleyen damarlar soğukta büzüşerek, sıcakta ise genişleyerek vücuttaki ısı kaybını azaltmaya veya artırmaya çalışır. Bu durum kalbin daha fazla çalışmasını gerektirir. Kalp yetersizliği ve koroner kalp hastalığı olanlarda kan akımının ağırlıklı olarak cilde yönlenmesi, hayati organlara olan kan akımının azalmasına yol açabilir" dedi.

"Su ihtiyacı dengelenmezse kalp yetersizliği oluşabilir"

Vücudun sıcağa karşı aldığı en etkili yöntemin terleme olduğunu kaydeden Ateş, "Nemli deriden su buharlaşırken cilt de soğumaya başlar. Doğal olarak bu durumda sıvı ve elektrolit denilen tuz ve mineraller kaybedilir. Damarlarda dolaşan sıvı hacminin azalması, kanın akışkanlığının ve böbreklerden geçen kan miktarının azalmasına neden olur. Bu durum, yeterli sıvı alınmadığı takdirde böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açabilir. Bunu dengelemek üzere böbrek ve böbreküstü bezlerinden salgılanan maddeler damarların büzüşmesine ve ani tansiyon yükselmeleri ile kalp yetersizliği bulgularının artmasına neden olabilir" dedi.

"Hipertansiyon hastalarının ilaçlarını yaza göre düzenlenmeli"

Hipertansiyonu bulunan ve idrar söktürücü ilaçlar kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı almalarının çok önemli olduğunu belirten  Kenan Ateş, "Aksi takdirde ani tansiyon düşmeleri, böbrek fonksiyonlarında bozulmalar ortaya çıkabilir. Bunun yanında tansiyon düşürücü olarak kalsiyum kanal blokeri kullanan bazı hastaların sıcaklarla birlikte bacaklarında ve ayak bileklerinde gözlenebilen şişliklerde artış olmaktadır. Bu durumdaki hastalar tuz kısıtlamasına biraz daha fazla dikkat etmelidir. Hipertansiyon çoğunlukla herhangi bir şikayete yol açmayan bir hastalık olduğundan çoğu hasta kan basıncındaki değişikliklerin farkına varamaz. Özellikle mevsim değişikliği dönemlerinde kan basıncındaki değişiklikleri daha yakından izlemekte yarar vardır. Bu nedenle, yüksek tansiyonu bulunan hastalar yaz aylarında herhangi bir sorun yaşamamak için doktorlarına danışmalıdır. Böylelikle bu hastaların ilaç kullanımları eğer hekimleri tarafından gerekli görülürse yaz dönemi için yeniden düzenlenebilir" şeklinde konuştu.

"Aşırı sıcaklarda kalp krizleri artıyor"

Aşırı sıcak ve nemli günlerde, kalp krizi geçiren veya kalp ve damar hastalığı nedeni ile yaşamını yitirenlerin sayısında artış görüldüğünü ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Ateş, "Aşırı sıcak dalgalarının yaşandığı yıllarda yapılan gözlemsel çalışmalarda özellikle yaşlı ve yandaş hastalıkları olan hastaların daha fazla etkilendiği görülmüştür. Böyle günlerde daha önceden kalp damar hastalığı olan hastaların, mümkün olduğu kadar serin yerlerde kalmaları, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetleri başlarsa, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları çok önemlidir. Sıcak havanın metabolizmanın çalışmasını olumsuz etkilemesini engellemek ve yaz aylarını sağlıklı geçirmek için alınacak bazı temel tedbirleri ise şöyle sıralamak mümkün. Yaz aylarında açık renkli, rahat ve bol, terlemeyi artırmayan kumaştan yapılmış giysileri tercih edin. Ağır, yağlı yemeklerden kaçının, az ve sık aralıklarla, sebze ve meyveden zengin bir tarzda beslenmeye çalışın. Alkol alıyorsanız dikkatli olun. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde açık havada güneş altında kesinlikle alkol almayın. Yaz aylarında günlük sıvı ihtiyacı 2-3 litreye çıkmaktadır. Yazın günde 2-2.5 litre su tüketmeye özen gösterin. Soda ve maden suyu tüketiminde dikkatli olmalıdır. Kontrolsüz maden suyu ve soda tüketimi tansiyonu yükselteceği gibi, kalp yetmezliği bulgularının da ortaya çıkmasına ya da daha ağırlaşmasına neden olabilir. Özellikle güneşin dik olduğu saatlerde açık havada dolaşmayın. Terle birlikte vücudumuzda elektrolit, özellikle de sodyum kaybı fazla olacağından, doktorunuzun fikri doğrultusunda tuz kullanın. Denize, sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girin, kumda güneş banyosu yapmayın, denizde kıyıya paralel olarak yüzün. Açıklarda yüzmeyin. Doktorunuza danışarak hipertansiyon ilaçlarınızın yaza göre düzenlenmesini sağlayın. Uzun seyahate çıkmadan mutlaka kalbiniz ile ilgili kontrollerinizi yaptırın" diye konuştu.



Bitlis Halk Sağlığı Müdürlüğü diyetisyenleri Bilge Alış ve Burak Koç, bayram için sağlıklı beslenme önerilerinde bulundular.


Ramazan boyunca değişen beslenme düzeniyle yavaşlayan metabolizmaların Ramazan Bayramında yapılan ikramlarla kilo almaya ve çeşitli sağlık sorunlarının gelişmesine yol açabileceğini belirten Diyetisyen Bilge Alış, sağlıklı bir hayatın olmazsa olmazlarından birinin de hayatın her anında düzenli ve dengeli beslenmek olduğunu söyledi. Alış, "Ramazan ayı boyunca oruç tutarak beslenme düzenimizde değişiklikler ve günlük öğün sayımızda düşüşler oldu, bayramın gelmesi ve normal beslenme düzenlerine kavuşmamızla birlikte bir anda eskisinden de fazla yemek yeme eğiliminde bulunmaya başlıyoruz ve maalesef bir ay boyunca yavaşlayan vücudumuzu aşırı yormaya başlıyoruz. İşte, sindirim sistemi rahatsızlıkları yaşamamak için ihmal edilmemesi gereken altın kurallar vardır. Mutlaka bu kurallara uymamız gerekir. Geleneksel bayram ikramları çikolata, börek, baklava kan şekerini hızla yükselten, enerji içeriği yüksek gıdalardır. Aslında biz bu tarz gıdaları glısemik indeksi yüksek besinler diyoruz. Kan şekerini hızlıca fırlatan ve aniden düşürerek sık sık acıkmamıza sebep olan besinler olarak tanımlıyoruz. Bu gıdaları bayramda birdenbire sık tüketmek sindirim sistemi problemlerine ve kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olarak çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir. Bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmeli, aşırıya kaçılmamalı, yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri ihmal edilmemelidir. Sağlıklı bir bayram geçirmek için ev sahiplerinin ikramda ısrarcı olmamalarını, misafirlerinse ölçüyü kaçırmamalarını öneriyoruz. Ramazan ayının sonlanması ile beraber tüketilecek yiyeceklerin miktarını aniden arttırmayınız. Öğün aralarını en az 2 en fazla 4-5 saat olacak şekilde düzenleyiniz. Bayramlar kalp hastalığı, şeker hastalığı, tansiyonu olanlar için daha büyük risk taşıdığından, bu kişilerin beslenmelerine daha fazla önem göstermesi gerekmektedir" diye konuştu.
"Bayramda kahvaltı tabağından tatlıları çıkarın"
Bayram sabahı hafif bir kahvaltı ile güne başlanması gerektiğini ifade eden diyetisyen Burak Koç ise, kahvaltıda kızartma, kavurma yöntemleriyle pişirilmiş besinlerin tüketilmemesine özen gösterilmesi gerektiğini belirtti. Koç, "Bayram ziyaretlerinde geleneksel olarak tatlı ikramı olacağından kahvaltıda şeker, bal gibi tatlı besinlerin bulundurulmaması yararlı olacaktır. Domates, salatalık, maydanoz, taze biber gibi çiğ sebzeler bolca tüketilmeli, doğal ev yapımı peynirler ve haşlanmış yumurta tercih edilmelidir. Sucuk, salam, sosis gibi yağlı besinlerden, börek ve hamur işi gıdalardan sakınılmalıdır. Ekmek olarak tam buğday ekmeği tercih edilmesi kan şekerini kontrol altında tutar ve tokluk hissi verir. Günlük tuz tüketimi kişi başına bir çay kaşığını geçmemelidir. Besinler iyi çiğnenmeli, yemekler hızlı yenilmemelidir. Ramazan Bayramı süresince mide ve bağırsak rahatsızlıkları yaşanmaması için fazla şeker ve şekerli gıdaların tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Özellikle bayramda tatlı tüketimi çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, küçük porsiyonlar halinde tercih edilmelidir. İkramda bulunurken ise hamur işi tatlılar yerine sütlü tatlılar, taze veya kuru meyveler; şerbetler yerine taze sıkılmış meyve suyu, az şekerli limonata, ayran, soda ve su gibi içecekler sunulmalıdır. Sindirim sisteminin düzenli çalışması ve kabızlıktan korunmak için lif içeriği yüksek olan sebze, kuru baklagiller ve meyve tüketilmelidir. Çikolata ve tatlı gibi gıdalar boş enerji kaynağıdır. Bu gıdaların çocuklarda aşırı tüketim nedeniyle ishale, kusmaya neden olabileceği ve doygunluk hissi nedeniyle ana öğün tüketimini kısıtlayacağı için yemekten sonra çocuklara meyve tatlıları, dondurma ve pudingler sunmak yararlı olacaktır" dedi.
Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri gerektiğini ifade eden Koç, sözlerine şöyle devam etti:
"Lif içeriği yüksek bu besinler aynı zamanda kan şekerinin de hızla yükselmesini engellerler. Diyabet, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların uyguladıkları diyete bayram süresince de uymaya özen göstermelidirler. Ramazan ayı boyunca su ve sıvı tüketimin azalmasından dolayı vücutta oluşabilen sıvı kaybının yerine konması için günde en az 2-2,5 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, az şekerli limonata ve az şekerli komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir. Tüm bireyler özellikle de yaşlı ve tansiyon hastaları gün boyu çay, kahve gibi kafein içeriği yüksek içecekleri fazla miktarda tüketmemelidirler. Bayramda şeker ve şekerli ürünleri aşırıya kaçmayacak miktarlarda almaya ve satın alırken Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihinin geçmemiş ve ambalajının bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir. Ramazan ayı boyunca enerji harcamamak için azaltılan fiziksel aktivitenin bu dönemin sonlanmasıyla birlikte arttırılması oldukça önemlidir. Mümkün olduğunca bayram ziyaretlerine yürüyerek gidilmesi tercih edilmelidir. Fiziksel aktivitenin kan şekeri ve kolesterolü azaltmaya, kilo kaybetmeye ve bağırsak hareketlerini arttırmaya yardımcı olduğu unutulmamalı. Özellikle fiziksel aktivitenin arttırılması adına haftada 5 gün en az 30-60 dakikalık orta şiddette fiziksel aktivite yapılmalıdır."

Tatvan Devlet Hastanesi bünyesinde çocuk yoğun bakım ünitesi açılarak hizmete sunuldu.


Bayram sonrasında hizmet vermeye başlayacak olan çocuk yoğun bakım ünitesi ile ilgili bilgi veren Bitlis Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Adnan Budak, çocuk yoğun bakım ünitesinin hayırlı olmasını diledi. Daha öncesinde hastane bünyesinde 0-17 yaş gurubunu kapsayan 10 yataklı bir çocuk acil servisini hizmete açtıklarını hatırlatan Budak, "Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesinde kısa bir süre önce 0-17 yaş grubunu kapsayan hastaların ilk müdahale ve tedavisi için gerekli tüm cihaz ve donanımlar bulunan 10 yataklı bir çocuk acil servisi hizmete açmıştık. Bu çalışmanın ardından çocuk yoğun bakım ünitesi açma çalışmaları başlattık ve kısa sürede hazırlıklar yapıldı. Bu hastanemizde açtığımız ikinci basamak çocuk yoğun bakım ünitesi 4 yatak kapasitelidir ve gerekli tüm cihaz ile donanımlara sahiptir. Bir hafta içinde sağlık hizmetine başlayacak olan çocuk yoğun bakım ünitesini kısa sürede 6 yatak kapasitesine çıkartmayı planlıyoruz" diye konuştu.

Ahlat Devlet Hastanesinde "Sigara Bırakma Polikliniği" açıldı.


Ahlat Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Mustafa Güneş, ilçe halkına her alanda hizmet etmek için çaba gösterdiklerini ifade etti. Bu amaç doğrultusunda hastane bünyesinde 'Sigara Bırakma Polikliniği' hizmete açtıklarını belirten Başhekim Güneş; "Dünyada her yıl 7 milyon kişi sigara nedeniyle ölmektedir ve bu ölümlerin yüzde 12'sinin sebebi yine sigaradır. Sigara akciğer kanserinin en sık sebebi kalp ve damar hastalıklarının çoğunun ana nedenidir. Ayrıca KOAH'ın yüzde 90 sebebidir. Bu yönüyle bakıldığında sigaranın etkilemediği doku ve organ yoktur ve her dozu zararlı olup sadece içenin değil çevresindekilere de zararı var. Sağlık Bakanlığı da bu konu üzerinde çok hassas bir şekilde duruyor, bu yüzden her ilde belirli sayıda doktora sertifikalı eğitim programı düzenliyor. Bizim hastanemizden de Başhekim Yardımcımız Dr. Abdullah Yahya Demir bu konuda eğitimini aldı ve bu hafta itibariyle sigara bırakma polikliniğine başladı. Bizde halkımızdan sigara bırakma talebinde olan herkesi sigara bırakma polikliniğine bekliyoruz" dedi.

Ahlat Devlet Hastanesi Müdürü Nevzat Işıkgör ise, ilçe halkına sağlık hizmetleri alanında ellerinden gelen imkanlar çerçevesinde her türlü ve kaliteli hizmeti sunmaya çalıştıklarını belirtti. Bu çalışmalardan birisi olan 'Sigara Bırakma Polikliniği'ni de hizmete açtıklarını belirten Işıkgör, ilçe halkına hayırlı olması temennisinde bulundu.

Sigara Bırakma Polikliniği sorumlu hekimi Dr. Abdullah Yahya Demir de, poliklinik hizmetleri vermeye başladıklarını belirterek, sigaradan kurtulmak isteyenleri polikliniklerine beklediklerini söyledi. Demir; "Sigara tiryakiliği en öldürücü toplumsal zehirlenme olayıdır. Sigara muhtevasında 4 binden fazla kanser kolaylaştırıcı madde içermektedir ve bunun 81 tanesinin doğrudan kanser yapıcı etkisi ispatlanmıştır. Sigara bağımlılığının asıl sebebi ise nikotin dediğimiz psikoaktif maddedir. Nikotin yoksunluğu geliştiğinde huzursuzluk, sinirlilik konsantrasyon bozukluğu, ellerde titreme geliştiği için sigara bırakmak güç hale gelir. Bu 1 tane bağımlılık yapan nikotin maddesi yüzünden, sigara içmek suretiyle neden 4 binden fazla kanser yapıcı maddeyi vücudumuza almış olalım. Bu pazarlık bu alışveriş hiç karlı değil. Neden aileniz çocuklarınız ve siz daha sık solunum hastalığı geçiresiniz ? Neden bir kış boyu sık hastane başvurusu ile bitap düşesiniz. Bir gün ansızın bir yakınınızı hipertansiyon ve kalp krizi nedeniyle kaybetmemek için sigaraya karşı harekete geçmenin zamanı geldi. Davranışsal tedaviler, ilaç kullanımı, bant ve sakız yöntemleri ile bu bağımlılık yapan maddeden ve sonrasında da sigara tiryakiliğinden tamamıyla kurtulabilirsiniz. Alo 171 sigara bırakma hattıyla ya da doğrudan hastanemiz sigara bırakma polikliniğine müracaat ederek randevu alabilirsiniz. Ahlat Devlet Hastanesi hekimi olarak sigara bırakma polikliniğinde vereceğimiz hizmetle sizlere sigarasız ve daha sağlıklı bir hayat diliyorum" diye konuştu.

Bitlis Devlet Hastanesinde görevli Diyetisyen Neslihan Karaalioğlu, Ramazan ayında beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.


Neslihan Karaalioğlu, iftarda ve sahurda beslenmeye nasıl dikkat edilmesi hususunda önerilerde bulundu. Karaalioğlu, Ramazan ayında özellikle katı yağlardan ve her türlü kızartma çeşidinden kaçınılması gerektiğini belirterek, bol bol balık eti tüketip kalp sağlığının da düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Karaalioğlu, "Ramazan ayında uzun süre aç kalmaya bağlı olarak vücudun bazal metabolizma hızı azalmaktadır. Bu nedenle az ve sık beslenme ilkesi Ramazan ayında da iftar sonrasında uygulanmalı ve mutlaka sahura kalkılmalıdır. Bu sayede hem aç kalınan süre azalır hem de metabolizma hızı daha az yavaşlar. Sahurda ve iftarda hafif, hazmı kolay ve kolesterol içeriği düşük besinler tercih edilmeli, kızartılmış ve kavrulmuş besinlerden ve yağlı gıdalardan kaçınılmalıdır. Ramazanda alışık olduğumuz lezzetlerin başında ise tatlı tüketimi gelmektedir. Tatlıların iftardan 1-2 saat veya daha uzun süre sonra tüketilmesine, hamur işi tatlılar yerine sütlü tatlıların veya meyve tatlılarının tercih edilmesine özen gösterilmelidir. İftarda çorba, hafif bir et yemeği, yoğurt, salata ve 1-2 dilim ekmekten oluşan bir menü tercih edilmelidir. İftardan 2 saat sonra 1-2 porsiyon meyve ve süt ya da yoğurt veya haftada 1-2 kez sütlü tatlı veya meyve tatlısı tüketilerek az ve sık beslenme kuralına uyulmaya çalışılmalıdır. Sahurda ise çorba veya peynir, yumurta, süt, ekmek ve zeytin, domates, salatalıktan oluşan bir kahvaltı tercih edilmelidir. Ramazan ayında sıkça karşılaşılan bir sorun olan bağırsak tembelliğini önlemek için yeterli miktarda posalı ya da lifli besin alınması gerekir. Bu nedenle günde en az 4-9 porsiyon taze sebze ve meyve tüketilmeli ve kepekli ekmek ya da çavdar ekmeği tercih edilmelidir. Pirinç pilavı verine bulgur pilavı, beyaz ekmek yerine kepekli ekmek ya da çavdar ekmeği tüketilmelidir. Haftada 2-3 kez kuru baklagil tüketimine özen gösterilmelidir" diye konuştu.

Diyetisyen Karaalioğlu, kırmızı eti ve yumurtayı haftada en az 2-3 kez tüketmeye özen göstermek gerektiğini de vurgulayarak, "Ayrıca haftada 1-2 kez balıketi tüketilmesi kalp sağlığını korumada etkili olacaktır. Ramazan ayı boyunca yiyecekler kadar vücudun ihtiyacı olan sıvı alımına da dikkat edilmelidir. Gün boyunca su içilmediği için, iftardan sonra en az 2 litre su içerek vücudun su ihtiyacı karşılanmalı böbreklerin çalışması sağlanmalıdır. Ayrıca Ramazan ayında ortaya çıkan sindirim problemleri de yeterli miktarda su içilerek ortadan kaldırılacaktır. İftar ve sahurda yemekle beraber çay, kahve tüketmek yemeklerden alınan vitamin ve minerallerin emilimini azalttığından, çay ve kahve tüketimi yemeklerden 2 saat sonra gerçekleştirmelidir. Şeker hastalığında hipertansiyonda, kalp damar hastalıklarında, kanserde, kronik böbrek ve karaciğer hastalıklarında, sürekli ilaç kullanımı gerektiren hastalıklarda, ateşli hastalıklarda ve sindirim sistemi hastalıklarında, yeni ameliyat geçirmiş kişiler ve veya sağlığı uygun olmayan kişiler oruç tutmak için uzmanlara danışmalı ya da mutlaka doktorlarına danışmalıdır. Ayrıca çocuklarını sadece anne sütü ile besleyen annelerin ve hamile olan kadınlarında oruç tutmaması gerekmektedir. Oruç tutan kişilerde uzun süreli açlığa bağlı olarak kişilerin bazal metabolizma hızı azalmaktadır. Ayrıca uzun süreli açlık ile iftardan sonra fazla besin tüketiliyor. Buna bağlı olarak da kilo alımı daha rahat hale geliyor. Kilo kontrolünü sağlamak için besinleri dikkatli tüketmek, az ve sık beslenmek ve özellikle iftardan 1 saat sonra gün içinde en az 0,5-1 saat egzersiz yapılması gerekmektedir. Egzersizin, yeterli ve düzenli beslenmenin kalp, obezite ve diyabet gibi hastalıklar başta olmak üzere sağlıklı yaşama da olumlu etkileri olduğu unutulmamalıdır" dedi.

Bitlis Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin desteği ve Güroymak Devlet Hastanesi yönetiminin yaptığı çalışmalar neticesinde Güroymak Devlet Hastanesi modern bir acil servise, yeni bir poliklinik katına ve tamamen yenilenmiş yataklı servislere kavuştu.


Güroymak Devlet Hastanesi yönetiminden konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Günde 300-350 hasta başvurusu olan acil servisin doktor kadrosunda dokuz acil hekimi, bir acil tıp uzmanı görevlendirilerek ve yatak kapasitesi altıdan on yediye çıkartılarak hastaların hizmet konforu artırılmıştır. Günde 250 vatandaşın başvurduğu poliklinik katı düzenlenerek iki dahiliye, bir çocuk ve bir kadın doğum uzmanı ile hizmet verilmeye başlanmış, böylelikle Güroymak halkının ilçeden çıkmadan tedavi olma imkanı sağlanmıştır. Ayrıca Kaymakam ve Belediye Başkan Vekili Ufuk Özen Alibeyoğlu tarafından bir adet çocuk parkı hastanemize kazandırılmış. Bitlis Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliğince hastanenin dış cephesi boyanmış, iki adet çocuk parkı ve yürüyüş yolu inşaatına başlanmıştır.

Yapılan çalışmaların sonucunda vatandaşlarımızın hastanemize olan memnuniyeti artmıştır" denildi.


Bitlis Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde görevli Diş Hekimi Sedanur  Söğüt Bayram, bölgede rastladıkları en büyük sıkıntının, çocukların dişlerini fırçalamaması ve şekerli gıda tüketiminin yüksek olduğunu söyledi.





Özellikle çocuklarda ağız ve diş sağlığının önemini vurgulayan Diş Hekimi Sedanur  Söğüt Bayram, anne babaların evlerinde uygulayacakları önerilerden bahsetti. Diş Hekimi  Söğüt Bayram, yetişkinlere yapılan bir takım işlemleri çocuklarda da yaptıklarını ifade etti.  Söğüt Bayram, "Çocuklarda her türlü dolgu ve kanal, tıpkı yetişkinler gibi yapıyoruz. Bunların yanı sıra özellikle çocuklarımızda erken ve çürük önleme tedavileri, flor ve fisür uygulamaları gibi işlemler de yapıyoruz. Ayrıca uyumsuz hastalarda genel anestezi adı altında tedavileri de uyguluyoruz. Hastanemiz bir üniversite hastanesi düzeyinde olmasa dahi ADSM'mizde tüm işlemleri yapıyoruz" diye konuştu.

Anne ve baba tarafından uygulanacak olan oral hijyen eğitimine değinen  Söğüt Bayram, "Öncelikle oral hijyen eğitimi, yani çocukların diş fırçalama alışkanlıkları ve ilk çıkan diş yaşından itibaren 3 yaşına kadar macunsuz diş fırçalamaları gerekir. Bu konuda da anne ve babalara büyük işler düşmektedir. Genellikle 6 aydan sonra dişler çıkar. Dişler çıkar çıkmaz çocuklarda diş temizliği yapılması gerekmektedir. Ailelerin bilinçlenmesi ve çocukların eğitilmesi konusunda evlerinde bir takım çalışmalar yapılması lazım. Özellikle bu bölgede rastladığımız en büyük sıkıntı, çocukların dişlerinin fırçalanmaması ve şekerli gıda tüketiminin yüksek olması gibi sorunlarla sıkça karşılaşıyoruz" dedi.

Ağız ve diş hastalığının vücutta daha büyük problemlere yol açabileceğini sözlerine ekleyen Diş Hekimi Sedanur  Söğüt Bayram, "Vücudun en çok mikrop bulunan alanından biri ağızdır. Ekstradan oral hijyen eğitimi olmadığı zaman ve dikkat edilmediği zaman elbette ki vücudun genel sağlığını etkiliyor. Özellikle kalp ve başka problemi olan çocuklarda daha da büyük sıkıntılara yol açabiliyor" ifadelerini kullandı.

Söğüt Bayram, süt dişleri ile ilgili de bilgiler vererek, "Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içeriyor. Bu nedenle çürümeye daha yatkın oluyor ve daha kolay ve hızlı çürüyor. Çocuklar, çürüklerin erken dönemde neden olabileceği soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamıyor. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olması durumunda fark ediyorlar ki bu durumda çok geç kalınmış olabiliyor. Çocukların ağız bakımına bizler kadar dikkat edemeyecekleri de bir gerçek ve tabii ki sık sık çocuklara söylediğimiz gibi çok şeker ve şekerli şeyler yemek de çürüklere neden olabiliyor. Buna meyve suları da dahil" şeklinde konuştu.

Tatvan'da bir süre önce boşaltılan eski hastane binaları uyuşturucu bağımlılarının ve fuhuş yapanların mekanı oldu.






Tatvan Devlet Hastanesinin yeni binasının yapılmasıyla beraber Tatvan sahil kısmında bulunan Eski Devlet Hastanesi ve Ek Binası yeni binaya taşınmıştı. Kısa süre önce boşaltılan ve kaderine terk edilen eski binalar uyuşturucu kullanıcılarının ve fuhuş yapanların meskeni haline geldi.

Tatvan'ın en gözde mekanı olan sahil kısımlarında bulunan kaderine terk edilmiş metruk binalar akşam karanlığın çökmesi ile birlikte madde bağımlıları ve fuhuş yapanların üs bölgesi haline geldiğini ifade eden vatandaşlar, konu hakkında emniyete başvurduklarını ve emniyet yetkililerinin durum hakkında defalarca rapor tuttuklarını belirterek belediyenin bir an önce bu harabe metruk binaları yıkmalarını istediler.



Vatandaşlar, “Tatvan'ın en kalabalık mahallelerinde bulunan bu binaların kaderine terk edilmesi ve buranın uyuşturucu bağımlılarının mekanı olması hem biz mahalle sakinlerini hem de sahile gezmeye dinlenmeye gelen vatandaşları aşırı derecede rahatsız ediyor. Akşam karanlığın çökmesi ile birlikte burası adeta tinerci, balici ve fuhuş yapanların üs bölgesi durumuna geliyor. Tiner ve bali çekeni, fuhuş yapanları, esrar içeni, alkol içeni hepsi burada. Ateş yakıp her türlü pis işi yapıyorlar. Bu kötü görüntünün bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu harabe metruk binanın yıkılması için bugüne kadar birçok kez belediyeye başvurduk. Aynı zamanda emniyete de durumu defalarca arz ettik. Emniyet yetkilileri de durum hakkında gerekli raporları tutmuş durumdalar. İnşallah belediye yetkilileri kısa sürede bu talebimizi yerine getirir ve bizleri bu sıkıntıdan kurtarır, Tatvan'ı da bu utançtan.” şeklinde konuştular.



Ahlat Devlet Hastanesi yeni yapılan binasında hizmet vermeye başladı.


Eski binanın yanında inşa edilen hastane binasında hizmet vermeye başladıklarını belirten Ahlat Devlet Hastanesi Başhekimi Dahiliye Uzmanı Mustafa Güneş, Bitlis Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Adnan Budak'ın teşvik ve öncülüğünde, sağlık çalışanları ile 24 saat esaslı hizmet vermeye başladıklarını söyledi.
Yeni binada dahiliye, çocuk sağlığı, anestezi, kadın doğum, genel cerrahi, üroloji, göz doktoru, ortopedi ve ek olarak kulak burun boğaz doktorunun da bulunmasıyla 9 ayrı branşta hizmet verdiklerinin altını çizen Güneş şöyle devam etti:
"Yeni binada ameliyathane ve yoğun bakım ünitesi de yenilenmiş oldu. 4 adet ameliyathane odası, 6 yataklı yoğun bakım ünitesi halkımızın büyük bir ihtiyacını karşılayacaktır. Ayrıca acil serviste de çalışmalarımız oldu. Burada da 2 yeşil alan, muayene, pansuman ve enjeksiyon odaları 2 gözlem odası acil vakaların ihtiyaçlarını karşılayacak ve ahsa memnuniyetini en yüksek seviyede tutacak şekilde donatıldı."


Bitlis'te ilk kez bir hastaya şah damarı ameliyatı yapıldığı bildirildi.


Bitlis Devlet Hastanesine başvuran 85 yaşındaki Ali Aktaş'a şah damarı (Karotis) tıkanıklığı teşhisi konuldu. Aktaş, bir aylık tedavi sürecinin ardından gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.

Kalp Damar Cerrahı Berk Arapi, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bitlis Devlet Hastanesinde bir ilki gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Riskli olmasına rağmen ameliyatın başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Arapi, şöyle konuştu:

"Hastamızın sağ şah damarında yüzde 95 oranında darlık tespit edildi. Yüksek riskli olmasına rağmen hastamız anestezi uzmanı Cem Başaran ile ameliyata alındıktan sonra sağ şah damarındaki plaklı bölge başarılı şekilde temizlendi. Ardından hastamızı yoğun bakıma aldık. Yaklaşık iki gün yoğun bakımda takip ettikten sonra servise çıkardık."



Bitlis Devlet Hastanesinde riskli gebelik polikliniği açıldı.


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Mehmet Kalo, yaptığı açıklamada, artık ciddi gebelik hastalıklarına hastanede yeni açılan riskli gebelik polikliniği sayesinde müdahale edilebileceğini belirtti.
Burada görevli uzman doktorların sayesinde hastaların artık il dışındaki hastanelere sevk edilmesine gerek kalmadığının altını çizen Kalo, hamileliğin bazı riskli durumlar hariç normal bir süreç olduğunun altını çizdi.
Hamileliğin bazı durumlarda annenin, bazı durumlarda ise anne karnındaki bebeğin hayatını tehdit edebilecek boyuta gelebildiğini ifade eden Kalo, şunları söyledi:
"Gebeliğinde herhangi bir problem çıkmayan anne adaylarının, riskli gebelik olsun ya da olmasın rutin takiplerin yapılması yüksek önem taşıyor. Bu nedenle biz hastanemizde en azından bu riskli gebe olan kişilerin ayrılması ve bunlara gerekenden biraz fazla zaman ayırmak için riskli gebelik polikliniği oluşturduk. Buradaki amacımız bu risklerin daha önceden belirlenmesi ve bu risklere yönelik tanı tedavi ve takiplerinin yapılması ve il dışına olan sevkleri azaltmaktır. Polikliniğin açılmasında desteklerini bizden esirgemeyen genel sekreterimiz ve başhekimimize teşekkür ediyoruz."

Bitlis'teki Acil Servisler Yenilendi.

Bitlis Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Adnan Budak, il merkezi ve bağlı ilçelerdeki acil servislerin tadilattan geçirilerek yenilendiğini söyledi.

Budak, gazetecilere yaptığı açıklamada,  Bitlis Devlet Hastanesi acil servisinde yapılan yenileme çalışmasıyla 16 olan yatak kapasitesinin artırıldığını belirtti.


Bitlis acil servisinin küçük ve ikinci basamak bir acil servis olduğunu anımsatan Budak, "Hayata geçen proje sayesinde, bu acil servisimizde yenileme çalışmamız tamamlandı ve gözlem alanı 28 yatak, kırmızı alan ise 8 yatak kapasitesine ulaştı. Aynı zamanda bazı tıbbi araç gereç eksiklikleri de tamamladı. Tüm hastalarımız artık ikinci basamak sağlık hizmetini tam manasıyla alabiliyor." diye konuştu.

Yenileme çalışmalarının ilçelerdeki acil servislerde de uygulandığını belirten Budak, şöyle konuştu:

"Adilcevaz'daki acil servis yenilendi ve 20 yatak kapasitesine ulaştı. Tıbbi araç ve gereçleri tamamlandı. Ardından  Güroymak'taki acil servis yenilendi ve 25 yatak kapasitesine ulaştı, araç gereçleri tamamlandı.  Hizan acil servisi yenilenecek ve 25 yatak kapasitesine ulaştırılacak. Rahva bölgesindeki Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi acil servisinde düzenleme çalışmaları devam ediyor.  Ahlat'taki acil servis, yeni hastane ile hizmet verecek.  Mutki'de de çalışmalarımız olacak."



Tatvan Devlet Hastanesi Bölgeye Hizmet Verecek


Bitlis Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Adnan Budak, Sağlık Bakanlığı tarafından B statüsünden A2 statüsüne yükseltilen 400 yatak kapasiteli Tatvan Devlet Hastanesinin artık tüm bölgeye hizmet edebilecek kapasiteye kavuşacağını söyledi.

Tatvan Devlet Hastanesinin B statüsünden A2 statüsüne yükseltilmesiyle ilgili değerlendirmede bulunan Bitlis Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Adnan Budak, Bitlis genelinde 7 hastane ve 1 ağız ve diş sağlığı merkezi bulunduğunu ifade etti. İlde yüksek sınıfta hastane bulunmaması nedeni ile birçok hastanın il dışına sevk edilmek zorunda kalındığına dikkat çeken Budak, "Genel sekreterlik görevine başladığımızdan itibaren ben ve ekibim Bitlis'e yüksek sınıfta bir hastane kazandırma çabası içinde olduk. Sayın milletvekilimiz, sayın valimiz ve kurumumuzun büyük katkılarıyla Bitlis - Tatvan Devlet hastanesi A2 sınıfına yükseltilmesi kararı Sağlık Bakanlığımızca onaylandı. Kısaca A2 hastane tanımı yapmak gerekirse; bünyesinde dahiliye, genel cerrahi, kadın hastalıkları ve doğum ve çocuk hastalıkları olmak üzere 4 branşın her birinden en az 6 uzmanın bulunduğu, komplike hastaları tedavi edebilen, üçüncü seviye acil servisin ve üçüncü basamak yoğun bakım ünitesinin olduğu hastanedir" dedi.

Statü değişikliğinden sonra hastane bünyesinde üçüncü seviye acil servis kurularak tüm acil durumlara müdahale edebilir duruma getirileceğini kaydeden Budak, "Bitlis-Tatvan Devlet Hastanemizin B grubu hastaneden A2 grubu hastaneye geçişiyle öncelikle bünyesinde ana branşlarda uzman düzeyinde sürekli hizmet sağlanan üçüncü seviye acil servis kurulacak ve tüm acil durumlara müdahale edebilir olacak. Acil servisimiz sadece Bitlis'e değil tüm bölgeye hizmet edebilecek kapasiteye kavuşacaktır. Ayrıca 3. basamak yoğun bakım ünitesinin kurulmasıyla ilimizde, daha önce ileri düzey yoğun bakım olmadığı için yapılamayan tüm cerrahi operasyonlar yapılabilir hale gelecek, bununla birlikte çocuk yoğun bakım kurularak ve yeni doğan yoğun bakım kapasitemiz arttırılarak ilimizin il dışındaki hastanelere olan ihtiyacı azaltılacak. Bu sayede hastalarımız farklı illerde yaşadıkları sıkıntılardan kurtulacak" diye konuştu.

Sağlık hizmeti açısından en zorlu ve kaliteli olması gereken süreçlerden birinin de onkoloji (kanser) hastaları olduğunu dile getiren Budak, şöyle konuştu:

"Kanser hastalığı bir kişinin kendi kendine yürütemeyeceği bir süreçtir. İlimizde bu hastaların tedavileri maalesef tam olarak yapılamamaktaydı. Bu nedenle ailesinde kanser hastalığı bulunanlar tedavi için dış illere gitmek, hatta taşınmak zorunda kalıyordu. Hastanemizin sınıfı yükseltilerek ve gereken onkoloji ünitelerini kurarak onkoloji hastalarımıza tam bir hizmet vermeye başlayacağız ve kanser hastalarımızı evinden alıp evine bırakarak nerdeyse evlerinde tedavi olmalarını sağlayacağız. Bununla birlikte hastanemizin yan dal branşlarında uzman sayısı arttırarak, tanı ve tedavi imkanları konusunda eksiklikleri azaltacağız. Tüm bunların beraberinde hastanemiz Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile entegre edildiğinde profesör ve doçent düzeyinde poliklinik hizmetleri başlayacaktır."


Bitlis Haberleri, Bitlis Haber, Son Dakika Bitlis Tatvan Haberleri - Bitlis Tatvan Haber

Son Dakika Bitlis Haberleri,Bitlis, Bitlis Haber, Tatvan, Tatvan Haberleri, Ahlat, Ahlat Haberleri, Adilcevaz, Adilcevaz Haberleri,Hizan, Hizan Haberleri,Mutki, Mutki Haberleri,Güroymak, Güroymak Haberleri, Van Haberleri Sitesi. https://www.bitlistatvanhaber.com/

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript Devre Dışı BırakLütfen Tüm Widget'ı Görmek İçin Javascript'i Etkinleştirin